28 Ekim 2010 Perşembe

-1

Bu büyük, asık suratlı, umursamaz, bencil ve çok katı bir dünya. Ve herkes o kadar az ki aslında-sevdiklerimiz kadarız. Artık bir eksik. 


Eksilmek tuhaf şey. Çok küçük, çok hiçbir şey, çok yalnızız aslında hepimiz. Türlü bahanelerle kendi başınalığın, kendine acımanın, bir sonraki sabaha ait kaygıların zihnin kuytu köşelerine gizlenmesi, insanın oyalanması ve avunmasının diğer adı gündelik hayat. Günün ve başka günlerin içini dolduran ve bu aslında matematiksel döngüyü anlamlandıran nefesler olmasa, ayaklar bu ağırlığı neden taşısın ki? Soğuk ve kesin bir sayısal değerler bütünü değil mi hayat ve zaman ve her şey? Ruh denen  şey, bu soğukluğu perdeler. Ve ruh denen şey, insanı insan yapan şeyler değil midir-gülmek gibi, düşünmek gibi, bir sofranın etrafında buluşmak gibi. Ve bu özdür bizleri ayakta tutan, o keskin soğuğu uzak tutan. 


Sizi, varlığınızı, ahvalinizi merak eden birilerinin olması çok rahatlatıcı bir histir. Oysa iyiliğinizi isteyen, ne bileyim, başınız sıkıştığında kesinlikle sığınabileceğinizi ve güvenebileceğinizi bildiğiniz birinin daha eksilmesi, insanın içinden de mutlu bir parçayı ve huzuru da beraberinde götürüyor.Artık daha azız, daha az güvende, daha az huzurlu. İçimiz boş. Katıldı kaldı bir süre. Nefesimiz daraldı sonra, merdivenlerdeki ayak seslerinde yükselen suretin başka biri olmasını umduk ama yüzlerinde aynı katı keder ifadesi ile birer birer odayı doldurdular. Ayak seslerinde beklenen suret mutfağın ortasında beyaz bir örtüydü şimdi. Üzerinde bir bıçak. Bu kadar uzun muydu, ya da bu kadar büyük? Örtü mü büyük yoksa? Mutfak mı küçülmüş? Bir çay bardağı tezgahta. Ben içerim senin yerine de, herkes çay içmeye gelmiş gibi madem-yapacak başka şey de yok ki zaten. Yalnız ölmek zor olmalı. Ölürken yalnız olduğunu bilmek. İnsan sinirlenir mi, üzülür mü, çaresiz mi hisseder yoksa, ölürken yapayalnızsa?


Yanıyor mu yeşil köşkün lambası? O radyodan yükselen seslerin etrafındaki suretler bir bir eksiliyor. İlk gidene katılıyorlar, orada bir artıyorlar, ben burada hep eksiğim. Kadifeden köşk yaptım, gümüşten merdiveni. Bazen duyar gibi oluyorum üst kattan gelen sesi. Pencere önünde beklerdim hep, benden önce o odada oturanları, tavan arasında kitaplar, heykeller, resimler bırakanları. Plakları atmadım. Turuncu kanepe, bir de o resim, bendeki bir fotografta yardımcı oyuncu. Fotograflardaki gibi kalsa daha mı iyi olur her şey? O fotografa gidebilsem ya da. Bana alınan ilk çiçekler -pembe krizantemler, doğum günümde-, Pink Floyd, bir gazetenin ön sayfasında 16. filoya defol diyen genç adam, o davudi ses, sadece gerektiğinde ve gerektiği kadar konuşmanın erdemi, aklındakileri taşa, metale ve ahşaba aktaran eller, ağırbaşlılığın kademi, bahçede akçaağaçlar ve küpe çiçekleri. Bir kadeh rakının bilmem efkarı mı, yoksa kederi mi? Artık 10x10 bir resim: 1948-2010 (ikibinoneksibindokuzyüzkırksekizçarpıüçyüzaltmışbeş) tel çerçeveli gözlükler. Yine içimde  keşkeler, ertelenmişlikler, üşengeçlikler.

Verba volant

80'ler (6) a mari usque ad mare (1) Adana (1) airbrush (1) ajda pekkan (1) akdeniz (4) akıl fikir (1) al jarreau (1) alaska (3) aldatmaca (1) alış-veriş (1) alışmak (1) alphaville (1) alphonse daudet (1) alsancak (1) altın şehirler (1) amado mio (1) american gods (1) amon (1) Anıtkabir (1) Anıttepe (1) animasyon (10) anime (1) ankara (5) anlaşamamak (1) anlaşmak (1) Antalya (2) appassionata (1) arı kuşu (1) aurora borealis (1) Bangalore (3) bangles (1) bee gees (1) Bestekar (1) Beypazarı (1) big easy (1) bir harmanım bu akşam (1) boş işler (1) boşluk (1) bozuk yollar (1) brazil (1) bruce willis (2) bucket list (1) Bursa (1) büyü (1) büyük iskender (1) caddebostan (1) Cajun (1) can abanazır (1) can yayınları (1) cannabis (1) canned laughter (1) chai (2) charles dickens (2) cheesecake factory (1) cicely (2) coppola (1) Creole (1) Cumalıkızık (1) çatlak (1) çay (3) çeviri (1) çıralı (2) çin (1) çukurbağ (2) Dallas (1) dalyan (1) darth vader (1) değişim (2) dharma initiative (1) dream on (1) drunk behind the wheel (1) dublin (1) Duke ellington (1) durum komedisi (1) esteban (1) F.R.I.E.N.D.S. (1) farmers market (1) finlandiya (1) firavun (1) forever young (1) Fort Worth (1) fotograf (2) French Lace (1) gelir dağılımı (1) Gemlik (1) george lucas (1) get lost (1) gezenti (4) Güney Fransa (1) hiç bitmeyecek öykü (1) Hindistan (3) Hitit Kursu (1) hollanda (1) hollywood (1) homesick (1) Hypnos (1) I'm lost without you (1) I'm sorry (1) ıspanaklı börek (1) iletişim (1) insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (1) ipuçları (1) iskele sokak (1) istanbul (5) işyeri (7) italya (1) izmir (1) iztuzu (1) jack london (1) Jambalaya (1) James Christensen (1) james morrison (1) joel fleischman (2) jorge luis borges (1) kabbalist (1) kahvaltı (1) kahve (1) kakofoni (1) kalkınma (1) kara delik (1) kara göl (1) kaş (2) kefren (1) keops (1) keşif (1) keyif (1) kimseye etmem şikayet (1) kolibri (1) kuzey ışıkları (1) kuzeyde bir yer (4) Küçük Prens (1) küresellik (1) la soledad (1) Lego (2) Les mondes engloutis (1) lizbon (1) locke (1) london (2) loreena mckennitt (1) Louis Armstong (1) Louisiana (1) Love is All Around (1) mad about you (1) manchester (5) masal (1) michael ende (2) mobbing (7) moonlighting (2) mucizevi (1) Mudanya (1) münir nurettin selçuk (1) müzeyyen senar (1) My heart was lost on a distant planet (1) nar ağacı (1) natalie merchant (1) neil gaiman (1) neverending story (1) neverwhere (1) New Orleans (1) niagara (1) nil nehri (1) no hay problema (1) northern exposure (3) obi-wan kenobi (1) olympos (2) out of my head (1) ölüdeniz (1) özgürlük hapishanesi (1) papatya falı (1) paris (1) pembe masa (1) Pre-Raphaelite (1) queen (1) ra (1) rime of the ancient mariner (1) rindlerin akşamı (1) rita hayworth (1) ritüel (2) route 66 (1) RPG (1) rüzgar (1) s.t. coleridge (1) sabah uykusu (1) Samanpazarı (1) samuel taylor coleridge (1) scripta manent (1) selim ileri (1) sessiz gemi (1) sessizlik (1) seyahat (3) Seyhan (1) seyyal taner (1) simpsons (1) sokak yiyecekleri (1) spielberg (1) Star Wars (2) sting (1) Studio Ghibli (1) summer moved on (1) şarkılar seni söyler (1) şimdi yeni şeyler söylemek lazım (1) Texas (1) ticaret açığı (1) tigerlily (1) tipografi (2) toronto (1) Toscana (2) trafik (2) trend (1) Trilye (1) Tunalı (1) tütsü (1) uçak (1) uğurlama (1) una notte a napoli (1) una volta in l'inverno (1) under the tuscan sun (1) unesco (2) unpredictable (1) unutama beni (1) unutturamaz seni hiçbir şey (1) uyku (3) valkyre (1) vanity (1) venice beach (1) vergi (1) vodvil (1) WALK LIKE AN EGYPTIAN (1) was I out of my head (1) wheel of possibility (1) Whisper (1) who wants to live forever? (1) wilmslow (1) worm hole (1) yalan (1) yalnızlık (1) yann tiersen (1) yansımalar (1) yapay (1) yaz (2) yazar kulübesi (1) yazı (2) yazmak (1) yemek (1) yeni hayat (1) yerel (1) yeterli (1) yoktan varolmak (1) yokyer (1) zaman (2)