11 Ağustos 2010 Çarşamba

Ne Okuyorum?

Tatil kitaplarımdan bahsetmiştim, Appassionata'dan ve The Olive Farm'dan. Bahsetmeyi atladığım noktalardan biri, kitap takası, yani "book-crossing" denen hadisenin kafe ya da otellerde işleyen hali. 


Bir otele gittiniz, lobide yahut dinlenme salonunda raflar dolusu kitap gördünüz. Bunlardan birini, yerine bir kitap bırakarak tabii ki, alabilirsiniz. Bir hkafedesiniz, benzer bir raf gördünüz, aynı şekilde bir kitap bırakıp bir kitap alırsınız-kafelerde diğer seçenekten farklı olarak 1 TL ödeyip seçtiğiniz kitabı alabiliyorsunuz. Harika fikir. Hani hep orada durup da birilerinin frak etmesini bekleyen fikirler vardır ya, onlardan.




En büyük ganimetlerimden birini bu sayede bulmuştum. Chase the Wild Goose'un şömineli küçücük odasında A Lion Among Men'i gördüğümde yüzüme yayılan gülümsemeyi toparlamak biraz zor olmuştu. Buradan o ana şahitlik eden L. ve A'ya mahsus selam ederim. Barbarossa'dan bana kalan The Olive Farm'ı ise henüz bitirebildim-araya başka sayfalar girdi, onlardan da bir ara bahsederim. Eğer hayatın insanı ne kadar yorduğunu, hayatı düzene koymak için çok çabalamak gerektiğini ve bu çabalara yaşamak dediğimizi bir kere daha hatırlamak, bunu da zeytin ağaçları, sıcak hava, birkaç kadeh şarap eşliğinde yapmak istiyorsanız okuyun. İçeirk olarak Under the Tuscan Sun'dan çok farklı bulduğumu söyleyemeyeceğim-Anglosakson ellerinden kopup Fransa yahut İtalya kırsalına, Akdeniz ikliminin rehavetine sığınmak yine. Ya da bizim kontekstimize uyarladığınızda Bodrum'a, Ayvalık'a falan yerleşmek, şarap yapmak ve organik gıda yetiştirmek. Şimdilik almayayım, ileride belki. Neyse, fena değil kitap, okuyacağınız kitaplar küçük bir dağ oluşturmaya başlamadıysa alınıp okunabilir.




The Olive Farm'la aramıza giren kitaplardan biri Özgürlük Hapishanesi oldu. Yine Ende, yine mükemmel. Tüm mkitabn bir metafor olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Her bir öykü oldukça ince işlenmiş, yine temelde zaman ve bildiğimiz anlamda mekan kavramlarını sorguluyor ve sorular sorduruyor okurken sürekli. Okuyucuyu çalıştıran kitapları seviyorum. Okursanız, Behemoth imgesine dikkat. İki öyküyü çok tuttum-biri seçimler ve seçememek üzerine. Zaten kitaba adını veren öykü de bu. Seçim yapmanın aslında özgürleştirip özgürleştrmediğini, seçim yapmanın aslında insanın zerine salınan bir illet olduğu ihtimalini metafizik kavamlar üzerinden sorguluyor. Diğeri ise hepimizin içindeki boşluğu biraz daha yoğun hisseden ve dolayısiyle hissizleşen birini anlatıyor: hayatında anlam ifade eden tek şeyi ararken kaybolan-anlamın kendisi haline gelen.


Şimdilerde elimde Zülfikar'ın Hükmü var. Yazarı Saygın Ersin. Kitaba arka kapaktan başlarım biliyorsunuz. Arka kapakta "fantastik dünyasının..." diye başlayan bir tanıtım var. "Ben böyle bir ifadeyle başlayan kitabı almazdım" dedim beni bu kitapla tanıştıran kuzenime. "Takıntılıyım. Ya 'fantazi kurgu dünyası' denir ya da 'fantastik kurgunun', bu ne..." Kitabın ne muhteşem olduğundan dem vurup sonunda yeni bir kopyasını hediye etti bana (evet ailece kitaplarımız kıymetlidir, kimseye vermeyiz). İyi ki de etmiş. Dili çok akıcı, Türkçe'si son derece düzgün, kurgu harika, alt-metinlerdi, çerçeve öyküydü, tutarlılıktı derken kitabı gerçekten beğendiğimi söylemek isterim. Uzun zamandır okuduğum en güzel kitaplardan. Orkun Uçar, kitabın yazarı Saygın Ersin için "...Saygın Ersin'i Türkiye'nin Dan Brown'u olarak sunmak edebiyat açısından belki ona layık olmaz ama hak etmesi gereken ilgi açısından doğru bir tespit olur" demiş. +1. Haklı. Ama "hak etmesi gereken ilgi" ne demek o kısmı biraz açarsak =)




Son olarak yine geçen hafta The Olive Farm'la aramıza giren Septimus Heap'den bahsetmek istiyorum. Büyü isimli kitap, Angie Sage'in bu serisinin ilk kitabı. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, semboller pek çok yeni fantastik kurgu eseri gibi bu serinin de merkezinde. Bu tavrı artık azdan fazla ticari buluyor ve hoşlanmıyorum-çoksatan ne varsa oradan-buradan biraz kırpıştırıp harmanlayıp okura sunmak oldu bu aralar fantazi edebiyatı. Neyse, bu dizinin de diğerlerinden çok farklı olduğunu söyleyemeyeceğim. Yine yukarda adı geçen kuzen devam kitaplarını da okumuş-benden çok farklı düşünmemiş, dolayısiyle ben Septimus Heap'i bırakıp yeni serilere yelken açacağım. Unutmadan, bu kitapla ilgili ilginç bir detay daha aktarayım. Çeviri metinlerde ağırlıkta kabahati çevirmene değil editöre bulmaya mailim. Çevirmenin gözünden kaçabiliyor neticede pek çok şey, çünkü metin onun elinden akıyor, editörsüz çeviri yapanlar bilir. Ancak editörün hataları bu kitabı okurken ciddi ölçüde keyif kaçırıyordu. Menderese medrese denmesi gibi hatalar vardı mesela, hoppala! dedirten (bunu ekşi'de yazsak formattan uçmuştu bu kısım "dedirten ileti" diye :p).


Neyse, şimdilik bu kadar. Akabinde Yedi Kartal Efsanesi'nin ikinci kitabını okumayı planlıyorum. Erbain Fırtınası yorumunda görüşmek üzere.

Verba volant

80'ler (6) a mari usque ad mare (1) Adana (1) airbrush (1) ajda pekkan (1) akdeniz (4) akıl fikir (1) al jarreau (1) alaska (3) aldatmaca (1) alış-veriş (1) alışmak (1) alphaville (1) alphonse daudet (1) alsancak (1) altın şehirler (1) amado mio (1) american gods (1) amon (1) Anıtkabir (1) Anıttepe (1) animasyon (10) anime (1) ankara (5) anlaşamamak (1) anlaşmak (1) Antalya (2) appassionata (1) arı kuşu (1) aurora borealis (1) Bangalore (3) bangles (1) bee gees (1) Bestekar (1) Beypazarı (1) big easy (1) bir harmanım bu akşam (1) boş işler (1) boşluk (1) bozuk yollar (1) brazil (1) bruce willis (2) bucket list (1) Bursa (1) büyü (1) büyük iskender (1) caddebostan (1) Cajun (1) can abanazır (1) can yayınları (1) cannabis (1) canned laughter (1) chai (2) charles dickens (2) cheesecake factory (1) cicely (2) coppola (1) Creole (1) Cumalıkızık (1) çatlak (1) çay (3) çeviri (1) çıralı (2) çin (1) çukurbağ (2) Dallas (1) dalyan (1) darth vader (1) değişim (2) dharma initiative (1) dream on (1) drunk behind the wheel (1) dublin (1) Duke ellington (1) durum komedisi (1) esteban (1) F.R.I.E.N.D.S. (1) farmers market (1) finlandiya (1) firavun (1) forever young (1) Fort Worth (1) fotograf (2) French Lace (1) gelir dağılımı (1) Gemlik (1) george lucas (1) get lost (1) gezenti (4) Güney Fransa (1) hiç bitmeyecek öykü (1) Hindistan (3) Hitit Kursu (1) hollanda (1) hollywood (1) homesick (1) Hypnos (1) I'm lost without you (1) I'm sorry (1) ıspanaklı börek (1) iletişim (1) insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (1) ipuçları (1) iskele sokak (1) istanbul (5) işyeri (7) italya (1) izmir (1) iztuzu (1) jack london (1) Jambalaya (1) James Christensen (1) james morrison (1) joel fleischman (2) jorge luis borges (1) kabbalist (1) kahvaltı (1) kahve (1) kakofoni (1) kalkınma (1) kara delik (1) kara göl (1) kaş (2) kefren (1) keops (1) keşif (1) keyif (1) kimseye etmem şikayet (1) kolibri (1) kuzey ışıkları (1) kuzeyde bir yer (4) Küçük Prens (1) küresellik (1) la soledad (1) Lego (2) Les mondes engloutis (1) lizbon (1) locke (1) london (2) loreena mckennitt (1) Louis Armstong (1) Louisiana (1) Love is All Around (1) mad about you (1) manchester (5) masal (1) michael ende (2) mobbing (7) moonlighting (2) mucizevi (1) Mudanya (1) münir nurettin selçuk (1) müzeyyen senar (1) My heart was lost on a distant planet (1) nar ağacı (1) natalie merchant (1) neil gaiman (1) neverending story (1) neverwhere (1) New Orleans (1) niagara (1) nil nehri (1) no hay problema (1) northern exposure (3) obi-wan kenobi (1) olympos (2) out of my head (1) ölüdeniz (1) özgürlük hapishanesi (1) papatya falı (1) paris (1) pembe masa (1) Pre-Raphaelite (1) queen (1) ra (1) rime of the ancient mariner (1) rindlerin akşamı (1) rita hayworth (1) ritüel (2) route 66 (1) RPG (1) rüzgar (1) s.t. coleridge (1) sabah uykusu (1) Samanpazarı (1) samuel taylor coleridge (1) scripta manent (1) selim ileri (1) sessiz gemi (1) sessizlik (1) seyahat (3) Seyhan (1) seyyal taner (1) simpsons (1) sokak yiyecekleri (1) spielberg (1) Star Wars (2) sting (1) Studio Ghibli (1) summer moved on (1) şarkılar seni söyler (1) şimdi yeni şeyler söylemek lazım (1) Texas (1) ticaret açığı (1) tigerlily (1) tipografi (2) toronto (1) Toscana (2) trafik (2) trend (1) Trilye (1) Tunalı (1) tütsü (1) uçak (1) uğurlama (1) una notte a napoli (1) una volta in l'inverno (1) under the tuscan sun (1) unesco (2) unpredictable (1) unutama beni (1) unutturamaz seni hiçbir şey (1) uyku (3) valkyre (1) vanity (1) venice beach (1) vergi (1) vodvil (1) WALK LIKE AN EGYPTIAN (1) was I out of my head (1) wheel of possibility (1) Whisper (1) who wants to live forever? (1) wilmslow (1) worm hole (1) yalan (1) yalnızlık (1) yann tiersen (1) yansımalar (1) yapay (1) yaz (2) yazar kulübesi (1) yazı (2) yazmak (1) yemek (1) yeni hayat (1) yerel (1) yeterli (1) yoktan varolmak (1) yokyer (1) zaman (2)