CKM

Geçen akşam Caddebostan Kültür Merkezi'ndeydik. CKM malum, hala düzelecek çok şey var. Yine de bu sefer organizasyon bağlamında her şey yerli yerindeydi. De...
Seyirci feci. İstanbul seyircisi ile etkinlik izlemeyi oldum olası sevmem zaten. İzlenen şeyden alınan keyfi yarıya indirmeyi çok rahat başarırlar. Bu sefer de beni hayal kırıklığına uğratmadılar, yine her zamanki gibiydiler.

Ankara'da bir etkinlik ilan edilen saatte başlar. Birkaç dakika geç kaldığımız için 2.yarıyı dışardan takip etmek zorunda kaldığımız konserler hatırlıyorum ta çocukluğumdan. Vaktinde gelmek seyircinin kişisel disipliniyle alakalıdır diye düşünüyorum, ayrıca etkinliğe, sanatçılara ve tabii salonun geri kalanındaki izleyicilere duyduğu (?) saygıyla da alakalıdır tabii. Bu seferki konserde seyircinin büyük çoğunluğu gençti, gencecik:17-18 yaş grubu. Bu ne kadar iyi haber olsa da, genç olmak bir salon dolusu insanı ve bir sahne dolusu sanatçıyı (Filarmonia İstanbul) bekletmenin mazereti olamaz.

Sadece onlar değildi tabii geç kalan. Pek çok insan 20:30'da başlayacak konser için salona 20:45'den evvel teşrif buyurmadı. Sonunda salona girdiler ama yerleşemediler. Yerlerine nihayet oturdular ama konser boyu çalan telefonlar, öksürük nöbetleri, ah bir de boğazlarını temizleyip durmaları bitemedi. Telefonunu kapatmasını hala öğrenememiş insanlara(!)söyleyecek lafım yok artık. Belediyeye havale edelim diyorum. Ama insaf, 2 saat boyunca biz senin boğaz temizlemeni dinlemeye mecbur muyuz be kardeşim?

Ah bir de tabii bir İstanbul klasiği, parçalar bitmeden alkış koparmalar ve alkışlarken ıslıklamalar :) Biri lütfen İstanbulluya ıslık çalmanın sahnedeki insana hakaret olduğunu söylesin. Tabii beğenmediklerini ifade etmeye çalışıyorlarsa bir şey diyemeyeceğim.

Neyse, bu da İstanbul görgüsü(-zlüğü)nün bir parçası zahir. Klasik müzik konserlerine ve adabına da dinleye dinleye alışırlar umarım, Hande Yener dinlemeye benzemez...

Yorumlar